Dünyanın en büyük barosu hangisidir ?

Aydin

New member
Dünyanın En Büyük Barosu Hangisidir? Sayılar, Hindistan ve Biraz da Hukuk Mizahı

Dünyanın En Büyük Barosu Hangisidir? Cevap Tahminlerden Biraz Daha İlginç

Hukuk dünyasında “dünyanın en büyük barosu hangisi?” diye sorunca insanın aklına önce New York, Londra, Paris gibi şehirler geliyor. Sonuçta hukuk denince akla dev gökdelenler, pahalı takım elbiseler, kalın dosyalar ve bir toplantıda “itiraz ediyorum” deme ihtimali yüksek insanlar geliyor. Fakat işin ilginç tarafı şu: Cevap bizi Batı dünyasının hukuk merkezlerinden birine değil, Hindistan'ın Uttar Pradesh eyaletine götürüyor.

Burada küçük ama önemli bir terminoloji meselesi var. Türkiye'deki “baro” kavramıyla Hindistan'daki “Bar Council” birebir aynı yapı değil. Uttar Pradesh Bar Council, bir devlet barosu/meslek düzenleme kurumu niteliğinde ve avukatların kaydı, mesleki düzenleme ve disiplin gibi görevler üstleniyor. Kurumun kendi sitesinde 100 binden fazla avukatın kayıtlı olduğu belirtilirken, Hindistan Hukuk ve Adalet Bakanlığı'nın 19 Aralık 2024 tarihli Parlamento yanıtında Bar Council of Uttar Pradesh'e kayıtlı avukat sayısı 23 Kasım 2024 itibarıyla 469.900 olarak veriliyor.

Yani “en büyük” kelimesini kayıtlı avukat sayısı üzerinden kullanıyorsak karşımıza gerçekten devasa bir yapı çıkıyor.

Ama asıl soru şu: Yaklaşık 470 bin avukatın bulunduğu bir meslek kuruluşunu yönetmek nasıl bir şeydir?

Muhtemelen toplantı davetiyesi hazırlamak bile başlı başına bir hukuk davasına dönüşebilir!

Uttar Pradesh Bar Council Neden Bu Kadar Büyük?

Uttar Pradesh, Hindistan'ın en kalabalık eyaletidir ve hukuk mesleğinin de çok geniş bir insan kaynağına sahip olması şaşırtıcı değildir. Buradaki sistem, Hindistan'daki 1961 tarihli Advocates Act çerçevesinde şekilleniyor.

Uttar Pradesh Bar Council'in resmi açıklamasına göre kurum; hukuk mezunlarını avukat olarak kaydetmek, kayıtları tutmak, avukatların mesleki faaliyetlerini düzenlemek, meslek disiplinine ilişkin işlemleri yürütmek, avukatların hak ve çıkarlarını korumak ve hukuk reformunu desteklemek gibi görevler üstleniyor.

Bu nedenle “baro” kelimesini sadece aynı binada toplanan avukatların oluşturduğu bir dernek gibi düşünmemek gerekiyor. Burada yüz binlerce kişinin mesleki statüsünü ilgilendiren büyük bir düzenleyici yapıdan söz ediyoruz.

Daha da ilginç olanı, 2024 yılında Hindistan Parlamentosu'na verilen resmi yanıtta Uttar Pradesh'te kayıtlı 469.900 avukatın 420.446'sının erkek, 49.454'ünün kadın olduğu bildirildi. Aynı yanıtta trans avukatlara ilişkin veri bulunmadığı da belirtiliyor.

Bu rakamlar bize yalnızca büyüklüğü göstermiyor. Aynı zamanda hukuk mesleğinin sosyal ve demografik yapısı hakkında da önemli bir fikir veriyor.

“En Büyük” Derken Tam Olarak Neyi Kastediyoruz?

İşte forumlarda tartışmayı başlatacak nokta tam olarak burası.

“Dünyanın en büyük barosu” derken;

- kayıtlı avukat sayısını mı,

- aktif avukat sayısını mı,

- fiziksel olarak tek bir şehirde bulunan üyeleri mi,

- gönüllü üyeliğe dayanan bir hukuk derneğini mi,

- yoksa yasal düzenleyici yetkiye sahip bir baro konseyini mi

ölçüyoruz?

Bu ayrım yapılmadan “X dünyanın en büyük barosudur” demek biraz elmayla dosya klasörünü karşılaştırmaya benziyor.

Örneğin Indian National Bar Association kendisini Hindistan'ın en büyük gönüllü baro kuruluşu olarak tanımlıyor ve dünya genelinde 10 binden fazla kayıtlı üyesi bulunduğunu belirtiyor.

Bu rakam Uttar Pradesh Bar Council'in 469.900'lük kaydıyla kıyaslandığında aradaki fark oldukça büyük görünüyor. Fakat iki kuruluşun yapısı ve üyelik modeli aynı olmadığı için doğrudan “hangisi daha büyük?” demek metodolojik olarak doğru olmaz.

Yani hukukta bile “büyüklük” meselesinin dipnotu var. Hukukçuların başka türlü yapması zaten biraz şaşırtıcı olurdu.

470 Bin Avukatlık Bir Düzen Nasıl Kurulur?

Burada işin stratejik tarafı ortaya çıkıyor.

Yaklaşık 470 bin kişilik bir meslek grubunu düşünün. Herkesin farklı çalışma alanı, farklı şehir, farklı deneyim ve farklı mesleki beklentileri var. Kimi ceza davalarıyla uğraşıyor, kimi aile hukuku alanında çalışıyor, kimi şirketlere danışmanlık veriyor, kimi yüksek mahkemelerde dosya takip ediyor.

Dolayısıyla böyle bir yapının yalnızca “çok sayıda avukatı olması” değil, aynı zamanda bu devasa meslek grubunun kayıt, disiplin, meslek standartları ve temsil mekanizmalarının yönetilmesi bakımından da ciddi bir organizasyon gerektirdiği görülüyor.

Üstelik mesele yalnızca erkek avukatlar ya da kadın avukatlar şeklinde iki kutuya ayrılabilecek kadar basit değil.

Bazı erkek avukatlar son derece ilişki odaklı çalışabilir. Müvekkilinin ailesini, kaygılarını ve sosyal çevresini anlamadan dosyaya başlamayan bir erkek avukat düşünün.

Aynı şekilde bazı kadın avukatlar son derece stratejik, veri odaklı ve sonuç merkezli olabilir. Önüne dosyayı koyup “Önümüzde üç ihtimal var, üçüncü seçenek en az riskli” diyebilir.

Bunun tam tersi örnekler de elbette mümkündür.

Dolayısıyla hukuk mesleğindeki yaklaşımı cinsiyete göre paketlemek yerine kişilik, uzmanlık, deneyim, eğitim ve çalışma tarzı üzerinden düşünmek çok daha anlamlıdır.

Bir avukatın empatik olması onun stratejik olmadığı anlamına gelmez. Stratejik davranan bir avukatın da müvekkil ilişkilerinde soğuk olması gerekmez.

Hatta iyi bir hukukçunun bazen iki özelliği aynı anda kullanması gerekir: Önce insanı dinlemek, sonra dosyayı çözmek.

Kadın ve Erkek Avukatlar Hakkında Klişeler Neden İşe Yaramıyor?

Hukuk forumlarında zaman zaman “erkek avukatlar daha mücadeleci”, “kadın avukatlar daha anlayışlı” gibi genellemeler görülebiliyor.

Bence burada biraz frene basmak gerekiyor.

Çünkü gerçek hayattaki hukuk büroları ve adliyeler böyle çizgi film karakterlerinden oluşmuyor.
 
Üst